There are two colours in my head.

bu blog burada, kelimeleri var, benim de parmaklarım. ne yazacağımı düşünüyorum usulca, kafamda bambaşka şeyler var, ufak korkular, kocaman rüzgarlar. ama bu blog burada. bu beyazlık burada, şimdi ışığı kapatacağımda oluşacak karanlık burada, arkada çalan müzik burada. her şey, bu kırık resimde, yerli yerinde ve her şey bir o kadar değil.

her şey nasıl yerli yerinde olur bilmiyorum, zira ondan kopuk yaşıyorum hayatı. işin garibi, bu yazının da farkındayım, o yüzden aslında bir yazı değil bu, daha doğrusu, iyi bir yazı değil. sadece belki de yazılmalı düşüncesiyle doğmuş bir şey. güzel kelimeleri yok. muhtemelen hiç olmadı.

oysa ki gözlerini açtı o adam. kırmızı beyaz bir yatakta, kolları kırmızı beyaz bir yorganın altında, masmavi parıldayan bir güneşti onu uyandıran. gülümseyerek uyanmıştı hayatında ilk defa. yarım yaşamıştı o hayatını, yarım sabahlardı onunkiler, yarım kelimeler. tamamlanmak ne demek bilmiyordu mavinin kırmızı beyazı aydınlattığı bu sabaha kadar. gülümsedi renksiz tavanına. uyanmak istiyordu bu sabah. uyanmak zorunda olduğu için atmıyordu yorganı üstünden, uyanmak bu sabah yapılması gereken işlerden biri olduğu için basmıyordu çıplak ayaklarını yere, uyanmak ve bugünü yaşamaktan başka dünyada daha fazla istediği hiçbir şey olmadığı içindi hepsi. uyanmak istiyordu, çünkü her şey yerli yerindeydi.

kafamda binlerce şey dolanıyor. dolandı. dolanacak. dolanmakta. dolanıyordu. dolandı. dolanabilir. belki de. belki. belki hiçbir şey yoktur. belki hiçbir şey yoktur içimde, belki de hepsi bir boşluktur, yalandır. ama değil böyle. biliyorum. bir ben varım benim içimde. kocaman. ısısız. renksiz. şekilsiz. onunla konuşuyorum yedi yaşımdan beri. o da yanımdaydı bugün. o da yanımda şimdi, bu gereksiz ve en az onun kadar ısısız, renksiz, şekilsiz kelimelerin gecesinde. hiçbir şey yerli yerinde değil ve ben kırığım.

mutlu veya mutsuz olmak değil benim hayatımın amacı. ikisini de olmak istiyorum arayışımın dahilinde. her şeyin ötesinde ve her şeyden önce tamam olmak istiyorum ben. dünyada daha fazla istediğim hiçbir şey yok. dünyada daha gerekli hiçbir şey yok.

gözleriyle baktı dünyaya. parlaktı gözleri bu sabah, rahattı, geriye çekilmişti, sakindi. dingindi her şeyiyle, anlamıştı, anlatmasına gerek yoktu. gözleri sessizdi bu sabah, ifadesizdi. gözleri düşünmüyordu. çünkü gözleri her şeyi biliyordu.

bu yazı da sonunda gelen değersizlik dalgasına selam olsun o halde.

Yorumlar

hiçbir zaman tamam olamayacaksın. her şey hiçbir zaman yerli yerinde olmayacak.

bir şeyler her zaman eksik olacak.

eksik, kurucudur. eksik yaratır, eksik senin yaratmanı sağlayan şey.

ramon'u yaratan da eksiklerdi, yanlışlardı. eksikler tamamlanınca, yanlışlar düzeltilince, ramon bitti.

ağzındaki limon yüzünden, sen asla tam olamayacaksın.

now that you've found it, it's gone
now that you feel it, you don't...

Popüler Yayınlar