The hope, missing until it hurts.

ölüm vardır yaşamda bazen, yaşamın içine işlemiştir basitçe, damarlarında dolaşır bir sonraki çıkış noktasını arayarak. biri elbet keser deriyi ve akıtır tüm ölümü yaşamın etinin üzerine. simsiyahtır ölümün rengi yaşamın vücudu mavi ise, ama karanlık değildir. yaşam ve ölüm sevişen bir çift gibi birbirinin içindedir, birbirine bağlıdır deli gibi. yaşadıkça ölemez kimse ve zaman gelip öldüğünde önemsizdir ölüm. fakat yine de yaşam o kadar ima eder ki ölümü, tüm canlılar korkar ölmekten. tek dertleri, tasaları ölümü yenmektir, bunu bilmeseler, bunu dile getiremeseler de. yaşam, yaşayanların ziyanıdır bu yüzden.

bir amacım yok. sözlerimin gittiği yerlerin bir rengi yok yani, bir doğrultuları dahi yok. ne söylemek istediğimden emin değilim. sadece, her zaman olduğu gibi, bir şey söylemek istediğimi biliyorum. bu hiç değişmedi. bir şey söylemeye çalışırken kendi kollarımı kendi önüme engel olarak atıyormuşum gibi hissettiğimde de, yazmak aldığım ikinci nefesken de.

tanrı yok sanıyordum ya... tanrı var. simsiyah pençeleriyle bizi parçalayıp sonra kan kızılı elleriyle tekrar birleştiren bir tanrı var, bizi büyüten, bizi acıtan ve bizim bir hayal kırıklığına dönüşeceğimizden deli gibi korkan. tanrı var. sadece onu yenmemiz gerekiyor onun dediklerini manipüle ederek.

ve müzik var bir de. elinde silah tutmadan akan tek şey. onu anlatmak için seçtiğiniz kelimeler ne kadar güzel olurlarsa olsun tanımlayamazsınız müziği. müzik yaşamak için var sadece çünkü, yaşadığını başkalarına anlatmak için değil. kelimeler gereksiz çünkü. kelimelerin de elleri silahlı çünkü.

Yorumlar

Gord10 dedi ki…
And I am not frightened of dying, Any time will do,
I don't mind.

Why should I be frightened of dying?
There's no reason for it, you've gotta go sometime.

....

Popüler Yayınlar