You know I dreamed about you? For twenty nine years before I saw you.

amerikadaki top 30 ilklerim, yeni tecrübelerim, yaşamım ve yalanlarım.

bu dördü hep el eleydiler çünkü hayatımda

1 - tenis oynamayı öğrendim. hatta tenis sporuna genel bir ilgi geliştirdim her yönüyle, turnuvaları takip etmekten aktif bir şekilde taraf tutmaya varacak bir yelpazede bir tenis fetişim var şu an. federer djokovic'e son rome masters'ta nasıl yenildi bilmiyorum, nadal-djokovic finali heyecan verici değil ki abi.
2 - ömrümde ilk kez bir xbox 360, psp, ds, gba ve ps3 sahibi oldum, fakat gba ve 360'ım şu an yoklar, birini playntrade'de, birini craigslist'te sattım.
3 - ömrümde ilk kez bir şey sattım. sonra bir şey daha sattım, parasıyla başka bir şey aldım, sonra başka bir şey sattım, bir şey daha aldım, bir şey daha sattım ve bir şey daha aldım sonra. (veya "amerikanın kullanılmış "entertainment products" endüstrisine nasıl aşık oldum")
4 - shakespeare-yen ingilizceyi anlayabiliyorum artık. "to sleep, perchance to dream, ay, there's the rub" diyen hamlet'in hastası olabiliyorum rahatlıkla.
5 - hayatımın filmini burada seyrettim.
6 - ömrümde ilk kez üzerine erimiş yağ dökülmüş patlamış mısırı star wars: clone wars filmine giderken yedim, film kötüydü ama patlamış mısır iyiydi.
7 - hayatımın albümünü burada dinledim.
8 - ömrümde ilk kez bir laptop sahibi oldum, sadece yazmaya devam edebileyim diye aldım laptop'umu, ismini grace koydum, ben yazdım grace okudu, grace okudukça ben yazdım.
9 - 38 saatlik bir yolculuğa çıktım ve ömrümde ilk kez birinin nefesinde marijuana kokladım, ömrümde ilk kez bir otogarda yattım, aynı yolculukta ömrümde ilk kez öküz gibi yağan karın altında gidecek hiçbir yerim olmadan toplam altı saat boyunca dolaştım.
10 - ömrümde ilk kez bi evsizle muhabbet kurdum, kafasına kravat bağlamıştı, saçı sakalı uzundu, ama felaket karizmatikti.
11 - saçımı toplamayı öğrendim ve bunu takriben ilk kez saçımı topladım.
12 - bu hayatta sahip olmayı umamayacağım kadar iyi bir hocam oldu, düşündüm, yazdım ve düşünmeye devam ettim biraz daha.
13 - aşık oldum.
14 - bir amerikan futbolu maçını baştan sona seyrettim, fakat tuttuğum takım kaybetti. damn you pittsburgh!
15 - ömrümde ilk kez cheesecake, enchaladas, burritos, tacos, amerikan usulü üzeri a1 soslu biftek ve bilimum ismini hatırlamadığım meksika yemeği yedim.
16 - ha tambien, puedo hablar espanol ahora.
17 - hayatımda ilk kez bir çekle kol kola girip kanka pozu çektirdim, aynı çekle iki gün önce faşizm üzerine çok süper bir tartışma yaşamıştık üstelik.
18 - gaming club'a üye oldum, diplomacy, battlestar galactica, intrigue, pandemic, last night on earth, betrayal at the house on the hill, bohnanza ve fantasy business gibi zilyon tane sofistike masaüstü oyunu oynadım, hepsinden deli gibi keyif aldım.
19 - twitter ve facebook'u keşfettim. sanırım facebook'u türkiyeye dönünce kullanmayacağım.
20 - senelerdir bitiremediğim max payne 2'yi bitirdim. ciddiyim felaket gurur duyuyorum bundan.
21 - hayatımın kitabını burada okudum.
22 - ömrümde ilk kez, bir evde, tamamen, üç gün boyunca yalnız kaldım. bağıra bağıra şarkı söyledim.
23 - ömrümde ilk kez duşta dans ettim. tavsiye ederim, fischerspooner'ın never win'inin benny benassi remixidir yani olay. i don't need to need you.
24 - türk müziğine karşı olan tüm elitist zırvalarım sündü gitti resmen, kendimi duman, mor ve ötesi, luxus ve hatta müslüm gürses'in cover parçalarını dinlerken buldum. çektin gittin dinlemeden, bana bir şey söylemeden, hobaaa baba hoba.
25 - ömrümün ilk büyük depresyonunu geçirdim, kimse yoktu yanımda. iyiydi.
26 - büyüyünce ne olmak istediğime karar verdim. daha ne kadar büyüyeceğim bilmiyorum, öküz gibiyim lan.
27 - ama kilo verdim. a1 soslu biftek yedikten sonra bi daha sorun bunu bana hatta.
28 - şehrimi ne kadar sevdiğime karar verdim, istanbulumu, ortasından yaşam geçen paramparça anrdojenimi özledim.
29 - ingilizcede sayfa sayfa paperlar yazdım ilk defa, türkçe kadar iyi yazamadığımı keşfettim, dilimi sevdim.
30 - ve tanrıya inancımı kaybettim, ilk defa tamamen.

ne acayip di mi?

kendimi tanıdım ben sanırım, tamamıyla, sadece.

everybody here is a cloud
we all walk around with a million faces
somebody turn the lights off
there's so much more to see in the darkest place
s

Yorumlar

Facebook'u kullanmazsan sana nası ulaşacağız? ._.
deus ex dedi ki…
Bence tenis seven badminton da sever.

Badminton oynamayı seven insanların varlığını hissetmeye ihtiyacım var. Gerçekten.

Fischerspooner'ın never win'ini dinliyorum bu arada. Oye.
Dauril dedi ki…
a wild "Badminton seven biri" appears!

O değil de, Max Payne 2'ye feci güldüm, benzer bişeyi ben de yaşamıştım çünkü :D
Doğukan Kazdal dedi ki…
meram-ı ifhamdan geldim. sevgiler.
Ozan Deniz Ödemiş dedi ki…
Sana da teşekkürler, Yiğitcan Abi. Keyifle dinledik.
Sinan Onur ALTINUÇ dedi ki…
Buralar değerlenir =)
Ege Altinay dedi ki…
10 bölümü de severek dinledim, meram-ı ifham devam etsin lütfen, ağzına sağlık Yiğitcan! :)

Popüler Yayınlar