What you can't find you can't buy what you can't find what you can't buy.

Yazmak o kadar rahatlatıcı ki. Yazmak, yazma fikri, yazabilmek. Belki de psikolojik olarak takdir edilmekle alakalı, büyük ihtimalle bununla alakalı, ama umrumda değil. Değil işte. Sadece yazarken zihnim duruluyor, sadece o zaman anlam buluyor karmaşam. Kaosun içinden doğan bir bilinç. Bilincin içinden doğan kaos. Olmayan şekiller, olan kelimeler. Hepsi anlamlı şeyler ben yazmaya başlayınca.

***

Politia Nox: Alpha-Rho-Chi-Eta

Kılıçların şakırtısı sarmıştı koca çölü. Hiçbir sesin duyulmaması gerekirken, hiç kimsenin kıpırdamaması, rüzgarın bile esmemesi gerekirken şimdi bu çöl bağırıyor, koşturuyor ve fırtınalar koparıyordu.

İki büyük ordu karşı karşıya gelmişti bu çölde. Bir tarafın elinde kılıçlar vardı, keskin ve onurlu. Diğer taraf ise kumların arasına yatmıştı, ellerinde tüfekleri vardı. Bağırıyorlardı. Savaş çığlıkları atıp tepiniyorlardı, bir taraf gümüş kılıçlarını kızıl güneşin altında zevkle savuruyor, diğer taraf ise tüfekleriyle havaya ateş ediyordu, her kurşunun boşlukta yarattığı sesten zevk alarak.

Birden devasa bir fırtınayla cevap verdi boşluk. Kum fırtınası da denebilirdi belki, ama bir şekilde kumlar savrulmuyorlardı, yok oluyorlardı. Öylece, ama gitmeden iyi bir mücadele göstererek. Tek tek toprağı aşındırıyorlardı, her kum tanesi dipteki toprağın üstünden yittikçe daha da hasar veriyordu boşluğa, toprağa ve askerlere. Acı, akıl almaz, kelime tanımaz bir acı. Tasvir edilemez, ama bir o kadar da tanıdık bir acı.

Ve, aşağı yukarı her şey gibi kumların göçü de bitti. Birden değil, yavaşça, azalarak. Boşluk tekrar huzur içerisindeydi şimdi.

Ve tek bir adam duruyordu kurak, parçalanmış toprağın üstünde.

Kafasını kaldırdı. Hava karanlıktı. Tek başınaydı. O. Toprak. Ve Gerçekler.

Hepsi tek başına.

Çocukluğundan hatırladığı bir şarkıyı söylemeye koyuldu ve yavaşça yürümeye başladı.

***

Yukarıda okuduğunuz, eğer Hainin Vasiyeti gibi yazmaktan sıkıldığım bir örnek haline gelmezse, arada yazacağım bir şey olacak. Bakalım, görelim yine de.

***

Belki de çok yüzeysel bir geçiş olacak ama, FM 2008'de bir Birmingham yarattım ki, sanırım Birmingham bir daha hayatta böyle bir Birmingham olamaz. Kadromu şöyle açıklamak istiyorum, benim aldığım oyuncuların yanlarında fiyatları ve nereden alındıkları da yazıyor olacak. Taktiğim de 4-2-3-1.

GK: 22 - Justo Villar - Paraguay - 51 milli maç, 2 Dünya Kupası - Newell's Old Boys'dan 19.5 Milyon Pound'a.
DL: 4 - Fabio Aurelio - Brezilya - Liverpool'dan 7.5 milyon Pound'a.
DC: 3 - Ivan Hurtado - Ekvator - 144 milli maç, 2 Dünya Kupası, Ekvator kaptanı - Bedava
DC: 5 - Rafael Schmiz - Brezilya - LOSC Lillê Metropolê'den 6.5 milyon Pound'a
DR: 2 - Stephen Kelly - İrlanda - 9 milli maç
MC: 8 - Borja Oubina - İspanya - 2 milli maç - Celta'dan 7.5 milyon Pound'a.
MC: 16 - Fabian Vargas - Kolombiya - 26 milli maç - Boca Juniors'tan, bedava
AMC: 23 - Olivier Kapo - Fransa - 9 milli maç
AML: 7 - Harry Kewell - Avustralya - 30 milli maç, 1 Dünya Kupası - Liverpool'dan, 675 bin pound'a
AMR: 18 - Andrey Arshavin - Rusya - 32 milli maç, Zenit'ten 3.2 milyon pound'a.
ST: 21 - Salvador Cabanas - Paraguay - 30 milli maç, 1 Dünya Kupası, America'dan 2 milyon pound'a.

Yedek:
GK: 13 - Colin Doyle - İrlanda
DC: 15 - Tsuneyasu Miyamoto - Japonya - 71 milli maç, 2 Dünya Kupası, Osaka'dan 300 bin pound'a.
MC: 17 - Dietmar Hamann - Almanya - 59 milli maç, 2 Dünya Kupası, Bedava
AMC: 30 - Dwayne De Rosario - Kanada - 45 milli maç, Houston'dan 1 milyon pound'a.
ST: 12 - Garry O'Connor - İskoçya - 15 milli maç

Bu kadro Olympiakos'u ve Sparta Prague'ı 2-0 yendi (Olympiakos'u deplasmanda), Lille'i 2-1 mağlup etti ve Torino'yla deplasmanda 0-0 berabere kaldı. Lig Kupasını da kazandı tabi.

Evet.

Yorumlar

Kaosu dindirebilmek için mi yazıyorsun sadece? Bir süre sonra hayatta kalmak için yazıyor olacaksın. Her harf, yüzeye çıkıp aldığın tek nefes olacak. Üstelik kaos da büyüyecek...

Neyse kötü haberler bunlar. İyi haberse, herkes yazılarını çok sevecek. Yazıyla nefes alan biri nasıl kötü yazabilir ki?
Acetaminophen dedi ki…
bir yerlerde, bu blogda ama bir yerlerinde, yazarak nefes alma tabirini kullanmıştım ben. sanırım. bilmiyorum, emin değilim.

bakmam gerek.

Popüler Yayınlar