Here he comes now, stick to your guns and let him through.

Ya ben kaç zamandır "bloga yakınacak bir şeyim yok lan" diye yakınıyordum, çünkü biliyorsunuz yakınmadan süper yazı materyali çıkıyor (ironik değilim ya, hakikaten öyle), sonra aklıma birden bir şey geldi biriyle konuşurken, çok güzel yakınabilirim diye düşünmüştüm hatta. Neydi ama?

Neyse artık ya.

***

Bazı insanların hayatlarının garip bir tek doğrultusu var, bende o acayip bir şekilde hiç olmadı. Bir arkadaşım var mesela, müzik dinlemek ve yapmak hayatındaki en büyük tutku. Ürettiği de, tükettiği de müzik, hayatı çok müziksel bir çevre içinde ilerliyor. Ben böyle olmadım hiç. Ben müzik tüketip yazı ürettim, film izleyip yazı ürettim, fakat garip bir şekilde bunların içinde çok nadir istisnalar dışında hiç bir okuma eylemi beni yazmaya itmedi. Hayır bir sorunum da yok, ama yine de ilgi çekici. Bu arada evet buydu yakınacak şeyim. Tamam gelmeyin üstüme.

***

2009'a How I Met Your Mother izlerken girdim, daha doğrusu tam 00.00'da bitti seyrettiğim bölüm. Eşek tepmiş gibi güldüm falan, komiğime gitti ya. Sonra bir iki saat falan daha takılıp dönüp yattım. Bu kadar da na-fantastik bir yılbaşım oldu yani. 2008'e de yanlışlıkla girmiştim zaten, annemin yaptığı bir espriye gülüyordum sonra saati bir kaldırmıştım 00.01 falan. Neyse 2006'ya da SM Library'de girmiştim, böyle garip şeyler oluyor bende demek ki.

***

Bu yazının da ne moronik, ne sığ, ne seviyesiz bir üslubu oldu ya. Ama gerekliydi biliyor musun, çok sanatsallaşmıştım, arada bir iki "2006 senesi kısa blog postu" Yiğitcan'ına dönmem gerekiyor sanırım o sanatsala tekrar çıkmam için. Ya da bilmiyorum, yapacak kapasitem an itibariyle olmamasına rağmen yine de yapmak için diretmemin de bir sonucu olabilir bu.

***

Ay aman bırak.

Yorumlar

Popüler Yayınlar